Aziz Kedi ile yaratıcılık, hayaller ve Londra üzerine bir sohbet -Londra Gazete
Londra Gazete

Aziz Kedi ile yaratıcılık, hayaller ve Londra üzerine bir sohbet

Onur Uz-Aziz Kedi.

Söyleşi: ONUR UZ

AZİZ Kedi ismini belki duymuşsunuzdur, hele ki Türkiye’de 2000’lerde çocuk/genç olmuşsanız Aziz Kedi’nin en azından bir yerlerden tanıdık gelmesi kaçınılmaz olabilir.

Bugüne kadar onlarca televizyon projesinde yer almanın yanı sıra aynı zamanda kendi kitabevini açmış ve özünde bir anlamda sanat ve yaratıcılığın bir ürünü olan Aziz Kedi ile yollarımız Londra’da kesişti. Dergi ve gazetelerle birlikte televizyon projelerinde de sıklıkla yer alan Aziz Kedi, her cümlesinden, mimiğinden yaratıcılık akan biri aslında. Biz de onu yakından tanıma fırsatını kaçırmamak için kendisiyle buluştuk ve güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

Senin şöyle bir geçmişine, yaptıklarına baktığımızda özellikle Okan Bayülgen ile yaptığın işler, Ekşi Sözlük ve gazete yazarlığı gibi çok yönlü bir yaşam gözlere çarpıyor. Zamanında ailene olan direnişinden başlayıp bugüne uzanan bu maceranı nasıl anlatabilirsin?

Bu, hayatta aileni değil kendini memnun edecek şeyi tercih etme ısrarından ibaret. Ne yapacağını bilemeyip ailesinden baskı gören her çocuğun da yaptığı (ya da yapması gereken) şey. Öyle dağa çıkmalı epik bir direnişten bahsetmiyoruz yani. Pasif, biraz onları yatıştırmak üzerine kurulu bir ‘bildiğini okuma’ durumu. Sonunda da herkes  mutlu oldu işte, fena mı? Ayrıca kendimi çok yönlü olarak da tanımlayamam. Saydığın bütün işlerin ortak yönü yazmak. Hayatta yapabildiğim tek şey bu ve o kadar büyülü bir şey ki, birkaç sözcükle hiç ummadığın yerlere dokunabiliyorsun.

Komik bir soru; kendini “yazar” olarak mı nitelendiriyorsun ya da bir “meslek ismi” arayışın hiç oldu mu?

Biri sana ‘ne iş yapıyorsun?’ diye sorduğunda buna cevap vermen gerek. Tanıştığım insanlara kendimi anlatmaya girişmiyorum çünkü ‘yazarım’ dediğinde ‘ne yazıyorsun’ diye başlıyor sorular. O yüzden George Costanza gibi ‘mimarım’ diyorum sık sık. Onun geyiği uzayamıyor. En fazla ‘iç mi dış mı?…’

Seni ilk sarsan, içindeki o yazarı uyandıran kitabı hatırlıyor musun?

Çok zor. Okumaya çok güzel çocuk yazarlarıyla başladım. Kendi halinde bir bebe olduğumdan kitapların arasına gömülüp o fantezi dünyalarına gitmekten acayip zevk alıyordum. Okumayı sevenler ne dediğimi hemen anlayacaktır. O öyle bir tutku oluşturdu ki bende, yıllar sonra zaten İstanbul’da bir kitabevi açtım. Şunu da araya iliştirmek isterim ki okumanın ‘iyi insan’ yaptığına dair bir kanı var. Ben bundan emin değilim. Okumak dikey düzlemde kimseyi otomatikman yükseltmez ama yatay düzlemde belki ahlak kazandırır. Soruna gelirsek, tek bir yazar ismi veremem. Oscar Wilde’ın da, Charles Dickens’ın da, Kemal Tahir’in de; ne bileyim Paul Valery ya da Sait Faik’in de etkileri bende ayrı ayrı çok önemlidir.

Gelelim Ekşi Dergi’ye, televizyon ve gazete yıllarına… Bazı insanlar seni Ekşi Sözlük’ün kurucusu olarak bile biliyor, o zamanları biraz anlatır mısın?

Evet çünkü Ekşi Dergi’yi çıkarttığımızda birkaç kez televizyonda tanıtımını yapmak zorunda kalmıştım. O yüzden bir süre Sözlük’ün sahibi zannedildiğim oldu. Dergiden hemen sonra da Okan Bayülgen’le çalışmaya başladım. Altı yıl boyunca televizyonun kahrını çektim. Aynı süreçte Milliyet, Hürriyet ve Radikal’de ve Tempo dergisinde yazdım. Diğer işlerin; video prodüksiyonları, internet şeyleri, şu bu, onların sayısını ben de bilmiyorum. Hepsi aşırı yorucu, insanı tüketici ve fakat mutlaka eğlenceli şeylerdi. Hayırla yad ediyorum.

Çok güzel günler değil miydi o 2000’lerin başları? Televizyon bir kere almış başını gidiyordu, internet de hayatımıza yeni yeni girmişti…

Hiç şüphesiz. O dönemde genç olmak harikaydı. Hem o dönem hem de öncesi gençlik yaşamak için çok güzeldi.

Sende biraz oyunculuk da var değil mi? Okan’ın skeçlerinde hep vardın?

Hayır, bende oyunculuk yok. O sadece o dönem Okan’ın ekibindeki arkadaşlarının oyunculuk yapamamasıyla dalga geçmesi sonucu ortaya çıkan bir ‘şaka’ oldu ve insanlar yaptığımız bir sürü skeçte filan, belki de bizim o çilemize güldüler. Oyuncu değilim ama oyuncuları çok iyi anlar ve onlara iyi rol veririm.

Şu an Londra’dasın, buradaki planların neler? Aziz Kedi neler yapacak?

Londra enfes bir yer. Avrupa’nın o oyuncak şehirleri gibi değil. Kalabalık ve görkemin, sessizlik ve huzurla nasıl bu kadar yanyana gidebildiğini aklım almıyor. Burası hayatımda aradığım yeni başlık için biçilmiş kaftan. Ayrıca malum, bu ara Türkiye’den çok sayıda yetenekli insan Londra’ya akıyor. Burada video işleri yapacağım. Yeni gelenlerle paylaşacak çok şeyimiz var. Diğer yandan memleketteki işlerim de bitmiş değil. Örneğin geçen yıl Ali Atay ve Feyyaz Yiğit’le yazdığımız bir senaryo, yine aynı ekip tarafından şu anda filme çekiliyor. Ve nihayet, artık yıllardır yalnız kendime sakladığım materyal üstünde çalışabilme, kitaplarımı yazabilme fırsatını yakaladığımı düşünüyorum. Çok mutluyum, bu duygu benden iş çıkartacak, bunu biliyorum.

 

 

 



Yorum bırak

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu hücreler aşağıda belirtilmiştir.

Londra Gazete Ltd
177 Green Lanes
Palmers Green
London
N13 4UR

Tel: +44 (20) 8889 5025 news@londragazete.com
Kapat
Kapat

Bu siteyi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş bulunuyorsunuz / By continuing to use the site, you agree to the use of cookies. Detay / details

Bu internet sitesi, size en iyi hizmeti sunabilmek için çerezler kullanır. Ayarlarınızı değiştirmeden bu siteyi kullanmaya devam eder ya da aşağıdaki "Kabul" bağlantısına basarsanız bunu kabul etmiş bulunursunuz.

This website uses cookies to give you the best service possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this.

Kapat / Close