Lübnan’a dikkat -Londra Gazete
Londra Gazete

Lübnan’a dikkat

Lübnan yakın komşumuz. Çok sorunlu ve istikrarsız bir ülke. Başbakan Saad Hariri, Suudi Arabistan’dayken istifasını açıkladı, ülkesine dönünce de istifa kararını geri aldı. Bu olay dikkatlerin Lübnan üzerinde yoğunlaşmasına neden oldu. Lübnan’da neler oluyor? Bu soruya cevap aramak gerek. Lübnan küçük bir ülke ve içinde çok farklı grupları barındırıyor. Resmi olarak tanınan dini grupların sayısı 18. Bu nedenle “güç paylaşımı” modeline uygun olarak iktidar farklı gruplar arasında paylaştırılmış. Cumhurbaşkanı Hristiyan, Başbakan Sünni Müslüman, Meclis Başkanı Şii Müslüman. Buna rağmen farklı gruplar arasındaki ilişkiler her zaman barışçı değildi. Bu nedenle ülke 1975’ten 1990’a kadar devam eden korkunç bir iç savaş yaşamıştı.

Lübnan tarihsel olarak Fransa’nın desteğiyle kurulmuş bir devlet. Fransız dili ve kültürü bu ülkede hala etkili. Başbakan Hariri’nin Suudi Arabistan’dan sonra önce Fransa’ya giderek Cumhurbaşkanı Macron ile görüşmesini bu çerçeveye oturtmak gerek. Ancak günümüzde Lübnan’da etkili olan ülkeler Fransa’dan çok İran ve Suudi Arabistan. Lübnan’da Müslümanlar aşağı yukarı toplam nüfusun yüzde 54’ünü oluşturuyor. Müslümanlar kendi içlerinde mezhep temelinde Sünni ve Şii olarak eşit oranda ikiye bölünmüş durumda. İran, Şiiler ve onların güçlü örgütü Hizbullah üzerinden Lübnan’da etkili. Hizbullah halen hükümet ortağı ve güçlü konumda. Suudi Arabistan Sünniler üzerinden, mali gücünü kullanarak etkili. Sünnilerin lideri konumundaki Hariri ailesinin Suudi Arabistan’la çok yakın ilişkileri var. Başbakan Hariri hem Lübnan, hem Suudi Arabistan vatandaşı. Suudi Arabistan’da önemli ekonomik çıkarları var. Ortadoğu genelinde İran’la Suudi Arabistan arasındaki rekabet artarken Lübnan’ın bundan etkilenmemesi mümkün değildi.

Fransız uluslararası ilişkiler uzmanı Dominique Moisi, Lübnan’ın sorunlarının içte zayıf kurumlara, etrafında da güçlü komşulara sahip olmasından kaynaklandığını yazıyor. Lübnan uzun süre komşusu Suriye’nin kontrolündeydi. Suriye şimdi kendi savaşıyla meşgul ve çökmüş durumda. Ancak Suriye’de karşı karşıya gelen bölgesel güçler Lübnan’da da rekabet içinde. Suriye savaşının ve IŞİD’le mücadelenin artık sonuna geldiği düşünülüyor. Suriye savaşında esas kazananın İran olduğu kanısı yaygın. Suudi Arabistan kaybedenler arasında. Hizbullah örgütü Suriye savaşında çok önemli rol oynadı. Beşar Esad rejimini destekledi. İran’ın hem Irak, hem Suriye’de etkisini artırması Suudi Arabistan’ı derinden endişelendiriyor. Lübnan bu iki gücün arasına sıkışmış durumda. Suudi Arabistan, Hariri’nin istifası ile önemli bir hamle yapmayı düşünüyordu. Ancak bu hamle pek etkili olmuşa benzemiyor. Bu ülkenin Yemen ve Katar hamleleri de etkili olmadı. Şöyle veya böyle, İran ve Suudi Arabistan’ın Ortadoğu genelinde ve Lübnan’daki rekabeti devam edecek.

Lübnan’ın bir diğer güçlü komşusu İsrail’dir. İsrail, hem Suriye, hem de Lübnan’daki gelişmeleri yakından izliyor. İran’ın Suriye’de konumunu güçlendirmesi ve Hizbullah’ın güçlenmesi İsrail’i kaygılandırıyor. İsrail geçmişte Hizbullah’la iki kez savaşmıştı. İşte bu çerçevede Suudi Arabistan-İsrail yakınlaşmasından söz ediliyor. İki ülke arasındaki ilişkilerde olumlu hava yaşandığı doğru çünkü ortak düşman İran. Ancak İsrailli yazar Shlomo Ben Ami’nin vurguladığı gibi Suudi Arabistan’ı yönetenler İsrail’in kendilerini memnun etmek için İran’la savaşa gireceğini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. İsrail sadece kendi çıkarları için savaşır. Ayrıca Suriye savaşında epey kayıp veren Hizbullah bu dönemde İsrail’le savaşa girmek ister mi? Shlomo Ben Ami bir savaş olasılığını tamamen dışlamıyor. İsrail ordusunun Suriye ve Lübnan sınırlarında patlak verecek bir savaş senaryosu ile son 20 yılın en büyük tatbikatını gerçekleştirdiğini hatırlatıyor. Yani İsrail her türlü olasılığa hazırlanıyor. Lübnan içinde yaşanmakta olan siyasi gelişmeler bu açıdan da önemli.

Ortadoğu genelinde Sünni-Şii gerginliği tırmanırken ister istemez bunun odak noktalarından biri Lübnan oluyor. Dikkatleri sadece Suriye, Irak, Yemen gibi ülkeler üzerinde yoğunlaştırıp Lübnan’ı gözardı etmek hata olur. Belli ki dış aktörlerin aktif rolü ile Lübnan ciddi sorunlarla karşı karşıya. Çok hassas olan dengeler bozulursa durum kötüye gidebilir. Sünni-Şii çatışması ülkeyi felakete sürükler. Bu tür krizleri yönetmesi gereken süper güç ABD’nin Trump’ın politikaları sonucu Ortadoğu’da konumunun zayıfladığını da göz önünde bulundurduğumuzda durumun ciddiyetini daha iyi anlarız. Lübnan’a dikkat!

 



Yorum bırak

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu hücreler aşağıda belirtilmiştir.

Londra Gazete Ltd
177 Green Lanes
Palmers Green
London
N13 4UR

Tel: +44 (20) 8889 5025 news@londragazete.com

Bu siteyi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş bulunuyorsunuz / By continuing to use the site, you agree to the use of cookies. Detay / details

Bu internet sitesi, size en iyi hizmeti sunabilmek için çerezler kullanır. Ayarlarınızı değiştirmeden bu siteyi kullanmaya devam eder ya da aşağıdaki "Kabul" bağlantısına basarsanız bunu kabul etmiş bulunursunuz.

This website uses cookies to give you the best service possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this.

Kapat / Close